| İNGİLİZCE | TÜRKÇE |
| crawfish, crawdad | (i). istakozdan küçük ve ona benzer tatli su veya deniz hayvani, kerevides, karavide, böcek, (zool). Astacus veya Cambarus. |
| fortnight | (i). iki hafta, on bes gün. |
| confectioner | (i). sekerci. confectioner's sugar pudra sekeri. |
| hypergolic | s. oksijenle karistigi zaman kendiliginden ates alan roket yakiti. |
| percolate | f. süzmek, filtreden geçirmek; süzülmek, sizmak. percola'tion i. süzme, süzülme, filtreden geçirme veya geçme. per'colator i. süzgeçli kahve ibrigi; süzen herhangi bir sey. |
| conterminous | (bak). coterminous. |
| ferrotype | (i)., (foto). ince demir levha üzerine çekilen fotograf ve bu sekilde fotograf çekme usulü. |
| prussian | s., i. Prusyali, Prusya'ya ait; i. Prusyali; Prusya dili. Prussian blue koyu lâcivert renk veya boya. Prussianize f. Prusyalilastirmak. |
| halberd , halbert | (i.) eskiden kullanilan baltali kargi, teber. halberdier' (i.) bu silâhi kullanan kimse, teberdar. |
| vertebra | i. (çog. -brae, -bras) anat. omur, vertebra, fikra. vertebral s. omurga kemiklerine ai. vertebral; omurga kemikleri olan, omurlu. vertebral column belkemigi, omurga. |
| unspotted | s. lekesiz, beneksiz; temiz, pak, ari. |
| deuterocanonical | (s). kilisece sonradan veya ikinci derecede muteber sayilan mukaddes kitaplara ait. |
| chiliasm | (i)., (ilah). isa'nin yeryüyüzünde bin yil hüküm sürecegi doktrini. |
| zeppelin | i., hav. zeplin. |
| heretofore | (z). bundan evvel, simdiye kadar. |
| cognition | (i). bilme, vukuf; idrak, kavrama; aklin bilme veya idrak kabiliyeti. |
| goer | (i.) giden kimse, gidici kimse . |
| fantasia | (i)., (müz). fantezi. |
| submission | i. teslim olma, boyun egme, itaat; tevazu, alçak gönüllülük, uysallik; sunus. |
| inalienable | s. sahibinin tasarrufundan çikmasi yasak, satilamaz, devrolunamaz, alinamaz. inalienability i. elden çikaralamayis. inalienably z. elden çikarilmaz surette. |