| İNGİLİZCE | TÜRKÇE |
| suspicious | s. süpheli, süphe eden, vesveseci; suizan uyandiran, süphe edilir; süphelenen. I am suspicious of him. Ondan süpheleniyorum. suspiciously z. süphe uyandiracak sekilde, muhtemelen. suspiciousness i. süpheli olus. |
| pentane | i., kim. petrolde bulunan uçucu bir gaz. |
| auricle | (i)., (anat). sayvan, kulak kepçesi; kulakçik; (bot)., (zool). kulaga benzeyen sey, kulacik, kulakçik. auricled (s). kulakli. |
| circumvolve | (f). dönmek, deveran etmek, dolasmak. circumvolu'tion (i). bir merkez etrafinda dönüs. |
| tokenism | i. ancak sembolik olarak bir reformu yerine getirme. |
| bond | i., f. bag irtibat, rabita; ip, zincir; fertleri bir grup halinde bir araya getiren iliski; yapisiklik; yapistirici madde; mukaveler bono, senet, tahvilat; gümrügü ödenmemis mallarin hükümette muhafaza edilme durumu; kefalet; örgü (duvar); f. kefalete rap |
| velure | i., f. kadife, velur; kadifeye benzer kumas; kadife firça; f. kadife firça ile firçalamak. |
| nude | (s.), (i.) çiplak; (huk.) hükümsüz; çiplak insan vücudu; böyle resim veya heykel. in the nude çiplak, çiplak halde. nudism (i.) çiplak halde dolasma aliskanligi veya meraki. nudist (i.) çiplak halde dolasma meraki olan kimse. nudity (i.) çiplaklik. |
| fabeceae | (i)., (bot). fasulye familyasi. fabaceous (s). fasulye familyasina ait. |
| turgent | s., (eski) siskin. turges'cence , -cy i. sis, sislik; abartma. turges'cent s. sisecek gibi. |
| sesquipedalian | (s.), (i.) uzun kelimeler kullanmaya merakli (kimse). |
| satiable | s. doyurulabilir. satiabil'ity, satiableness i. doyurulabilme. satiably z. doyacak sekilde. |
| saturate | f. emdirmek, doyurmak; kim. herhangi bir cisme baska bir cismi katarak fazlasini alamayacak derecede doldurmak, isba etmek. saturant i., s. emici veya massedici sey; s., fiz. doyuran. saturated s. doymus. satura'tion i. doyma. |
| eumenides | (i.), (mit.) günahlari cezalandiran üç tanriça. |
| hungry | s. aç, karni acikmis; istekli; kuru, kiraç. hungrily z. açlikla; arzuyla. |
| younker | i. genç, küçük bey; sovalye; (eski) genç çocuk. |
| nystagmus | (i.), (tib.) gözbebeginin kendiliginden saga sola titremesi, nistagmus. |
| tercentenary | (s.), (i.) üç yüzyila ait; (i.) üç yüzüncü yildönümü. |
| lyric | s., i. lirik; i. gazel, lirik siir; çog. güfte. lyric drama lirik dram. lyric poetry lirik siirler. lyrical s.gazele ait, siir tarzinda. lyricism i. lirizm, lirik nitelikleri olma. lyricist i. sarki veya müzikli oyun için güfte yazari. |
| mayfly | i. mayis sinegi. |