| İNGİLİZCE | TÜRKÇE |
| pavilion | i., f. büyük çadir; çadir gibi sey; bir park veya bahçede bulunan kulübe, pavyon; kösk; hastanelerde asil binadan ayri pavyon; kulak kepçesi; kiymetli tasin alt kismi; f. çadir veya pavyonda barindirmak; çadir gibi örtmek. |
| voiceless | s. sessiz; söz hakki olmayan; dilsiz. |
| nugget | (i.) (altin) külçe. |
| movement | i. hareket, kimildanma; akli, meyil, istidat; ask. manevra; saatin makinasi veya bunun kisimlari; bir müzik parçasinin usul veya ölçüsü; baglrsaklarin islemesi. |
| impresario | i. impresario. |
| canaille | (i). ayaktakimi, asagi tabaka, sefiller. |
| bluejacket | i. bahriyeli, gemici. blue jay mavi tüylü alakarga, zool. Cyanocitta cristata blue jeans blucin. |
| cis- | (önek). bu tarafta. |
| timeworn | s. eskimis, bayatlamis. |
| unceasing | s. devamli, araliksiz, fasilasiz; sonsuz, ebedi. |
| shindig | (i.) ABD, argo dansli eglenti. |
| ovum | i. biyol. yumurtacik, yumurta. |
| bookstall | i. kitap sergisi; ufak kitabevi; ing. gazeteci. kosesi. |
| evoke | (f.) aklina getirmek, uyandirmak; hissettirmek; tevlit etmek; (ruh) çagirmak. |
| feminize | (f).kadinlastirmak, kadin gibi olmak, kadinlasmak. |
| pronunciation | i. telaffuz, söylenis, söyleyis. |
| discography | (i). plak koleksiyonu, banda alinmis bilumum veya seçme müzik parçalari; banda alinmis veya plak haline getirilmis müzigin düzenli bir sekilde siralanmasi. |
| elbow | f. dirsekle itmek veya vurmak; ite kaka yol açmak. |
| baccarat | (i). iskambil kâgidi ile oynanan bir Fransiz kumari, bakara. |
| hack | (f.), (i.) çentmek, yarmak, yontmak, kiymak; (Ing,), (leh.) topragi sürüp ekmek; kuru kuru öksürmek; A,B,D, argo becermek; slang çakmak; (i.) çentik; çentmeye mahsus alet; kekeleme; kuru öksürük; incik kemigine atilan tekme. |